Ana içeriğe atla

Küçük Sırlar, boşa giden büyük umutlar..

Küçük Sırlar


Su'yu neden herkes kıskanıyor?
Ve ben kim miyim?
Zor söylerim size bu sırrımı.
Beni sevdiğinizi biliyorum ulan.
Muck muck
Küçük Sırlar
 
     
     Girişi de güzelce yaptık. Siz şimdi o başlığa takılmayın. Zira zerre umudum yoktu bu diziden. İlk bölümden çuvallar demiştim, haklı da çıktım. 
    
     Şimdi biliyorsunuz Amerika'da Gossip Girl isimli güzel bir gençlik dizisi var. Her ne kadar kombine kimi eli kimin cebinde belli olmasa da, gerek mekânlar, kıyafetler, gerekse oyuncular, dizide kullanılan müzikler güzel. Dizi de izleniyor ve özellikle genç nesil tarafından iyice benimsenmiş durumda. Bunun da farkında olan Türk yapımcılar ağızlarındaki salyaları daha silmeden hemen işe koyulmuşlar ve ortaya dalga geçeceğimiz, diziye benzeyen bir şey çıkarmışlar.
     
     Daha önce Sex and The City'i bize Omuz Omuz'a diye kakaladılar. Dizide Pınar Altuğ'da yer aldığı için ben türünü ilkin korku olarak düşünmüştüm. Ankaralı Turgut'un dolmuş şoförü olduğu, cenazeden dönen kadınlarla dolu sarı minibüs sahnesi bile vardı bu über dizide. İşte yerli Sex and The City'miz böyleydi. Daha sonra Dawsons Creek'i Kavak Yelleri diye yedirdiler. Hala da devam ediyor. Kasaba güzeli masum Aslı, İstanbul'da sürtüğe dönüştü neredeyse. Yazık yahu, bırakın artık, bitirin!
     
     Ama dururlar mı? Asla! Sıra geldi Gossip Girl'e. Dedikoducu Kız diye Türkçeye çevirememişler birtakım sebeplerden dolayı, olmuş mu dizinin adı Küçük Sırlar? Bir kere insan kadroyu görünce soğuyor diziden? Na na na nan na Selena, burada Su Mabeynci olmuş. Herkesler hasta bu kıza, her bir şeyi süper, sınavlardan hep yüksek not alıyor, bir de sevgili olmasan elini bile tutturtmuyor. Serena ne yapıyordu? Yaptıklarını yazsam, canlı yayına çıkıp söylesem RTÜK kapatır. Yerli olunca Serena'yı namuslu yaptık. Neyse, şimdi bu Sinem Kobal neden bu tür büyülü ya da gençlik dizilerinin aranın ismi oluyor hep? Oyunculuk namına hiçbir şeyi yok. Kaç senedir bir gram gelişme gösteremedi ama başrolleri de kapıyor sürekli. Serena ile benzedikleri tek noktaları kemçük ağızları. 
     
     Bir diğer büyülü dizilerimizden Sabrina'nin yerli versiyonu olan Acemi Cadı'nın küçük büyücüsü Merve Boluğur karşımıza Blair çakması Ayşegül olarak çıkıyor. Bu kıza neden hep Ayşegül ismi veriliyor? Oldu olacak mahkemeye gitsin, gerçek adını da Ayşegül yaptırsın? Acemi Cadı'da Selim'e aşığım, onu seviyorum diye hoplaya zıplaya dolanan bebek kızımız, burada şehvetli bakmaya çalışırken sanki göz nezlesine maruz kalmış  birini canlandırıyor. Ayşegül ve cart ruju diye ayrı bir dizi bile çekilebilir. 2 santimlik eteği ve jartiyer misali çoraplarıyla oradan oraya salınıyor.  

     
     İpek Karapınar her şeye muhtaç Arzu rolü ile çıktı karşımıza. Gereksiz, sıkıcı, bilgisayarda izleyenler ileriye alıyordur hatta eminim. Bahsetmeye bile gerek yok. 
     
     Ecem Uzun Meriç rolünün altından başarıyla kalkıyor. Bu dizide izlenebilir tek kişi hatta. Yazık olacak ona orası ayrı. Oyunculuğu güzel, saçma sapan yazılmış senaryodaki o cümleleri bile büyük bir ustalıkla altından kalkarak rolünün hakkını verircesine söylüyor. Bu kız ileride daha iyi yerlere gelecektir kesin. Çünkü ışığı var. 
     
     Mariç'in abisi ve esas oğlanımız olan Demir rolünde Birkan Sokullu var. Şahsen ben kendisini tanımıyordum, bir şeyde kaybetmemişim. Ayrıca modelmiş bu adam. Su ile arabesk bir aşka yelken açmalarını liseye giden ergen kızlarımız büyük bir merak içinde beklemekte, buna eminim.

Gel bana, Sarıl bana, Yaklaş bana, Ver bana!
     
     Kadir Doğulu hangi sıfatla bu dizide yer alıyor, onu hiç anlamadım. Hande Yener'in eski sevgilisi olduğundan alalım demişler sanırım. Çünkü oyunculuğun "o"su yok adamda. Bu da herkes gibi Su'dan hoşlanıyor. Ne buluyorlar, bir bilsem? Hayır, Serena en azından oldukça "taş" bir insandı. İyiydi, ama aynı zamanda da salaktı. Güzelliğine hayran kalıyordu herkes. Su'da ne güzellik, ne başka bir şey. Ölü balık gibi bakmalar. Nerede Nate, nerede hoşaf Ali?
     
     Evet, geldik son kişiye. Burak Özçivit. Bu adamı lise üniformasıyla görmemle kahkaha atmam bir oldu. Kodaman herifin tekini bize liseli diye kakalıyorlar ya, ne desem boş artık. Gerçekçilik payı sıfır. Bir de dizideki adı Çetin. Herkes "Çet" diyor ona. Keşke Çakır olsaydı da herkes "Çak" deseydi. Hem böylece GG ile daha çok ortak yönleri olurdu. Chuck idol olabilecek bir insandı. Kötüydü, ama kendine has bir tarzı vardı. Çetin ise sadece sinir bozucu.
     
     Diziye bir bakım derim. Az biraz dizi kültürünüz varsa yüzde yüz beğenmezseniz. Liseli fetişini tetiklemekten ve gençleri zengin hayatına özendirmekten başka bir işe yaramaz çünkü Küçük Sırlar. Okula Ferrari ile geliyorlar. Tamam, zenginsiniz ama 18 yaşından da küçüksünüz değil mi? Zenginliğiniz devletin kurallarının da önüne geçiyorsa hep beraber "oha" diyebiliriz. Olmamış diyoruz ve yeni Amerikan dizilerinin çakmalarını beklemeye devam ediyoruz.  


 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …