Ana içeriğe atla

Hayaller, arzular ve uzaktan bakmalar..

 

      Sevgili Bunu Sevdim’in “şu” yazısını okuduktan sonra yaptığım yorum bana mim olarak geri döndü. Ben de biraz gecikmeli de olsa yazmaya karar verdim. Konumuz uzaktan sevdiğimiz 5 hayalimiz. Herkesin melül melül baktığı, iç geçirip bir gün elde etmek/gitmek istediği hayalleri vardır. Benim de olduğu gibi.. Hadi şimdi bu hayallerin içine girelim biraz.

   > Güney Kore

Busan şehri..

    Güney Kore benim içimde bir ukdedir. Bunu zaten blogumu okuyan herkes bilir. Geceleri rüyama giren ender ülkelerden. Böyle gideceğim, sokak sokak gezeceğim. Vize sürem bittiği zaman da beni geri göndermek için havalimanına götürenlere direneceğim. Kendimi havalimanına kelepçeleyeceğim “Gitmiyorum ulan, götüremezsiniz beni” diye bağıracağım filan. Karış karış her toprağını keşfetmek istiyorum, bütün yemeklerini denemek istiyorum, gerekirse biriyle evlenip Kore vatandaşı olmak istiyorum

     Yemeklerine az çok alışığım ama tabi ki de yiyemeyeceğim bir sürü başka yemekleri de yok değil. Mesela saunaya girip hayatta yumurta yemem ben. Ne diye yaparlar ki zaten. Ama adamlar aşmış. Saunayı bile otel gibi kullanıyorlar. Gece kalabiliyorsun böyle. Gittiğimde koç başı yapıp oturup go stop oynayacağım. Soju içeceğim, kimbap yapıp size getireceğim. Söz, söz..

     Estetik manyağı Korelileri görüp halime şükredeceğim. Bir yerde okumuştum, Kore’de estetik olmayanlarla dalga geçiyorlarmış. Yapay olmak onlara daha güzel geliyor sanırım. Siz o gördüğünüz Koreli ünlülerin %90’ının estetik harikası olduğunu biliyor muydunuz? Biliyordunuz. Doğallığımla güneş gibi doğacağım Kore’de. Hatta rüyalarımda görüyorum, ünlü oluyormuşum gittiğimde. Beni keşfediyorlarmış, romantik-komedilerin aranılan ismi oluyormuşum. Buradaki gibi parıltılı gözükmeyecek orada her şey, bunu biliyorum ama yine de kafa dengi 3 arkadaşımla Kore ve Japonya macerasına çıkmayı deli gibi bekliyorum.

 

> Köpek

Çok şirin..

     Yarım Elma’daki Dadı’yı gördükten sonra içimdeki köpek aşkı alevlenmişti. Golden olsun, adı Efe olsun, tut oğlum, yakala oğlum, hadi ölü taklidi yap oğlum diyeyim, bana arkadaş olsun, onu seveyim, günlerimiz neşe içinde geçsin filan.. Ama çok çok büyük ihtimal bir köpek sahibi olmayacağım. Nedenleri mi? İşte geliyor:

     Ben biraz sorumsuz bir insanım. Rahatıma da düşkünüm ayrıca. Sabah yürüyüşe çıkar, akşam yürüyüşe çıkar, sonra yemeğini ver, aşılarını yaptır.. Bunlar çok zor iş yahu. Ben gelemiyorum pek böyle şeylere. Bebek gibi ilgilenmek lazım, ki ben daha kendimle yeterince ilgilenemiyorum. Ayrıca ayrı bir eve çıkmadan da köpeğin yüzünü zor görürüm. Anne faktörü burada devreye giriyor. Efe’yi alsam (hemen adıyla hitap etmeye başladım gördüğünüz gibi) ben ona değil, o bana bakar herhalde evde. Bu yüzden uzunca bir süre hayal olarak kalmaya devam edecek benim için.

 

> Otaku odasıBöyle bir odayı kim istemez?     Şaka değil, gerçek! Böyle bir odayı deli gibi arzuluyorum. İçinde bütün oyun konsolları olacak, en sevdiğim anime karakterlerinin figürleriyle süsleyeceğim, duvarlarda Lucky ☆ Star, Haruhi Suzumiya, Death Note, Fairy Tail, Clannad gibi animelerin posterleri olacak. Japon yastığı bile istiyorum. Bütün mangalar ciltleriyle beraber alfabetik biçimde dizilecek, visual novellar en alt rafta olacak. Animeler baş köşemde, 106 ekran LCD televizyon, yorganım Lelouch Lamperouge, yastığım ise Konata Izumi olacak..

     Belki siz şimdi oha ne yapıyor bu çocuk diyebilirsiniz ama bu benim en büyük hayallerimden biri. İleride eve çıktığımda odamı bu hale sokacağım. Gerçi böyle bir odaya sahip olduktan sonra dışarı çıkmak ister miyim bilmiyorum.

 

> Rafting

Kim bunu istemez ki?

     Heyecan, adrenalin.. Kızgın kumlardan azgın sulara atlayan Lee, yüzmeyi beceremediği için boğuldu. Manşette bu. Adrenalin seviyesini yükselten her türlü aktiviteye gözü kapalı dalabilirim. Rafting ise bunların başında geliyor. Grubumuz şöyle: Ben, Sermin, Kimbap, Astrea, La Fea, Bunu Sevdim, Darkangel ve Ninsan.. Bineceğiz bir güzel ve kendimizi atacağız sulara. Önlemlerimizi aldık, şimdi eğlence zamanı..

     Aradan yarım saat geçer. Botumuz devrilir, Lee boğulmaya başlar, kimse onu kurtarmaya çalışmaz, çünkü herkes can derdindedir. Bu sırada bir kayaya doğru akıntıda hızla ilerlemekteyiz. Şelale de olabilir bu. Ve son…..  Lee artık uyanmıştır, gördüğü rüyadır. Şimdi bu anlattığım şeyden sonra kim benimle rafting yapmak ister? Parmakları göreyim.

 

   > Voleybol

Voleybol en sevdiğim spor dalıdır.

    Üç yıl öncesine kadar çok iyi bir voleybolcuyum. Bir sürü takımda oynamıştım ve en son olarak istediğim takım olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin formasını giyiyordum. Üniversitedeki ilk senem bittiğimde stajlar, yoğunluk derken bırakmak zorunda kaldım. Çünkü haftada 4 gün antrenman yapıyorduk. Derslerim zaten öğleden sonra bitiyordu, o yorgunlukla bir de antrenmana gidince olmuyordu, dayanamıyordum. Bıraktım ama içimde bir yerlerde hep pişmanım. Ölene kadar da devam edecek sanırım bu durum.

     Voleybolun benim hayatımdaki yeri ayrıydı. Orta okulda, lisede hep okul takımlarımda oynadım, Bir çok harika insanla tanıştım, arkadaş oldum. Biri hala en yakın arkadaşlarımdan biridir. Bir sürü maça çıktım, yendik beraber sevindik; yenildik, beraber üzüldük. Acısıyla tatlısıyla voleybol sayesinde hayatım daha da renkli oldu.

    Bıraktım oynamayı ama hala arkadaşlar arasında maç düzenlendiğinde gidip oynarım. Eskileri hatırlarım. Fatih’le saatlerce okulda oynadığımızı, bileklerim morarıp kanamasına rağmen bırakmak istemediğimi.. O zaman ki hayalim daha da yükselmek ve milli takıma çıkmaktı. Derinlerde bir yerlerde hala bu hayal var gibi, ama sadece hayal olarak.

***

   Yazının sonuna geldiğimizde sazı iki kişiye devrediyorum: Astrea ve Sermin.. Hadi bu güzel mim alın ve ortaya hayalleriniz çıksın. Birbirimizin hayallerine ortak olalım, onları hep beraber analım ve gerçekleşmesi için dua edelim. Ne dersiniz?

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …