Ana içeriğe atla

Arkadaş kazığı yiyenler arasına katıldım


     Hadi size en yakın arkadaşlarımdan birinin bana attığı kazığı anlatayım. Aslında ben bekliyordum ipin bir yerde kopmasını.. Sadece yaz tatilinde beklemiyordum.

     Üniversitede hazırlık okudum ben. Sınıfımda kendi bölümümden bir kişi bile yoktu. Bu yüzden hazırlık bitip 1. sınıfa başladığımda okula yeni girmiş gibi oldum. Kimseyi tanımıyordum, kimse de beni tanımıyordu. Böyle bir ortamda okulun ilk haftasında 7-8 kişi ile tanıştım ve N de bu kişilerin arasındaydı. Grup olmuştuk. Yeme-içme-eğlenme üçlüsünü hep beraber yapıyorduk, birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için mevzusu söz konusuydu filan. 

      Daha sonra kopmalar başladı grubumuzda. Daha küçük gruplar oluştu ikişerli, üçerli.. Bu sırada ben N ve S ile takılıyordum genelde. N ile daha yakındık, çünkü S başka bir bölümdeydi. İkisi de birbirinden iyi insanlardı. Biri Türkmenistan’da yaşamıştı, diğeri de liseyi Kazakistan’da okumuştu. Kafa dengi kişilerdi ve beraberken çok eğleniyorduk. Bu süre zarfında N’nin âşık olma duyguları kabardı. Her genç kız gibi birileriyle çıkmak istiyordu. Deneme-yanılma yöntemleri dönemi başladı, hoşlandığı kişilerle tanıştı. Benim de görüşlerimi soruyordu. Ne de olsa yakın arkadaştık, birbirimize bu konuda düşündüklerimizi söylememiz gerekiyordu. Bela mıknatısı gibiydi ama N, sonradan onu üzecek kişileri çekiyordu hep kendine. Bu kişiler arasında sadece O’yu sevmiştim ben. Çok iyi bir insandı, iyi bir arkadaştı, güvenilir bir kişiydi. 

      Hep beraber geziyorduk, genelde sevgili olan kişilerle takılmayı pek sevmesem de, O’nun yanında oldukça rahattım. Kafalarımız uyuşuyordu ve sıkılmıyorduk. Herkes mutluydu o zaman. Ta ki yaz tatili gelene kadar. Hiç unutmam bir Pazar sabah saatlerinde telefonum çaldı. Arayan N idi. Açtığım gibi bana saydırdığı bir oldu. Nasıl yaparsın filan diye bağırıyordu. Ben ne yaptığımı bile bilmiyordum. Yaz tatilinde zaten hiç görüşmemişiz, üstüne bir de telefonda zılgıt yiyordum. Şöyle bir şey olmuş: Biri Facebook’a bir fotoğraf koymuş, profilinin adında da LeeLeeLee Lee yazıyormuş. O fotoğrafı N iki kişiye göndermişti sadece ve benim siteye koyduğumu düşünüyordu. Sevgiline arkadaşlık teklifi göndermiş profili açan kişi ve doğal olarakta O fotoğrafı görmüş. AYRILMIŞLAR!

     Anlamadan, dinlemeden birden suçlu ilan edilmiştim. Ben yapmadığımı söylemeye çalışsam da bana inanmadı ve benle 1 ay boyunca hiçbir şekilde konuşmadı. Daha sonra fotoğrafı koyanın diğer çocuk olduğu anlaşıldı ve aklandım. Birbirinize en büyük sırlarınızı söylediğiniz insanı düşünün. Ona böyle bir şey yapar mısınız siz? Seviyorum, aşığım dediği insanla onu ayırmak ister misiniz? Akıl-mantık çerçevesi içinde düşünme yok ne yazık ki N’de.

     N ile O ayrıldı. Aylar sonra N, A ile tanıştı. Bunda sonra A yerine Hebenneka* diyeceğim. Pek sevgili aşk kuşumuz, hiçbirinden cayamayan mazur N’miz Hebenneka ile yakınlaştı ve çıkmaya başladılar. Buradaki en büyük durum, Hebenneka’nın tam bir soğuk nevale olması. Çevremizdeki kimse çocuğu sevmiyor, herkes soğuk diyor, ama aşk kuşumuz N ona bayılıyor. İnsan sevdiğinin sadece iyi yönlerini görür ya, bizimkinin durumu da bu hani. Görseniz, bu kadar uyumsuz bir çift nasıl çıkıyor, nasıl birbirini sevmiş dersiniz. Günler, aylar geçti bu sırada ben ve S, N’nin yüzünü göremez olduk. Çünkü ortalarda yok!

     Eski arkadaşımın Hebenneka ile ilk çıktığı zamanlarda bana “Size de, ona da eşit vakit ayırmaya çalışacağım. Asla size vakit ayırmamazlık yapmayacağım” demişti. Sonuç mu? Altı ay boyunca sadece 1 kere beraber takılabildik. Böyle de bir özelliği vardı. Sabahın köründe hiçbir şekilde okula gelmeyen kız, sevgilisinin evine ta 1.5 saatlik yoldan gidiyor, ona kahvaltı hazırlıyor; öğlen üzeri okula şöyle bir “hava almaya” geliyor, daha sonrada Kahve Dünyası’nda günü tamamlıyordu. Biz beraber takılmayı teklif ettiğimizde ise “Ama sevgilimin bugün dersi olmadığı halde beni görmeye gelecek” gibisinden şeyler diyordu. Kaç kere duydum bu tarz cümleleri, anlatamam. O kadar dolmuştum ki. Sevgilisi beni sevmiyor, ben onu sevmiyorum. Adamın yanındayken iki kelam edemiyoruz. Ekşiyor suratım böyle. Her daim gülen, eğlenceli ben onun yanında buzdan heykellere dönüyorum. Yaydığı enerji ruh emicilerinkine benziyor. 

    Bizimkiler bu arada 1. yıllarını kutladılar ve ben arkadaşımın suratını tanıyamaz oldum. Bu sırada S nin de sevgilisi oldu. Aynı bölümde O. Tanıdığım ve sevdiğim bir arkadaşımdı, mutlu oldum. Artık hep beraber eğleniyorduk, N bizim için yabancı gibiydi. Onu özlüyordum, sonuçta bir sürü şey paylaşmışız, en kötü günlerimizde birbirimizin yanındaydık.

     Ve son zamanlar! Final zamanı arkadaşımı en çok görebildiğim zamanında. Sonuçta sınavlara girmek zorundaydı ve dersleri ektiği gibi gelmeyerek gidip patates kızartması pişiremezdi Hebenneka’ya. Sınavlarda yan yana oturduk, eski günler yâd ettik. Bu sırada benim için son damla olan bomba geldi: “Sevgilimin bugün sınavı yok ama benim için okula geldi!” Bana tüm gün senleyim canım diyen insan, sevgilisinin ben okula geldim mesajıyla hemen yan çizdi. Yarın takılalım beraber, olmadı öbür gün de demedi. Neden mi? Çünkü o günlerde de sevgilisiyle görüşmeliymiş. Bir tanesi memleketine gidecekmiş 20 güne, az vakitleri kalmış. El insaf, zaten 1.5 senede en fazla 5 kere takılmışızdır beraber.

     Kısaca böyle bir arkadaşa ihtiyacım olmadığını düşünmeye başladım. S, bana hayli hayli yetiyordu ve başka yakın arkadaşlarım da vardı. Sırlarımı anlattığım yegane insanlardan biri olabilirdi N ama, sıkıyordu artık.. Kemer beni boğuyordu. Bağırmak istiyordum suratına, yaptıklarını söylemek istiyordum. Ama sustum. Sonuçta onun hayatı. Ve adam gibi bir cevap alamayacağımı biliyordum.

     Son bombayı da yine ondan yedim ama . Haziran’da okullar kapandı, tatile girdik. Her şey iyi hoş giderken 25 gün önce mi ne bir mail aldım. N’den geliyordu ve şunlar yazıyordu:

     “Merhaba Lee. Bu seninle son konuşmamız, çünkü Hebenneka çok kızdı.
Bugün onla beraber geziyorduk. Bir arkadaşım da vardı ve bana seni sordu.
Bu sırada Hebenneka birden bağırmaya başladı, çok kızdı ve bana kesin bir dille senle bir görüşmememi söyledi. İlişkimize zarar veriyordu, sen bilmiyordun ama sürekli bu konuda tartışıyorduk. Bardağı taşıran son damla olduğunu anladım ve tamam dedim. Facebook’tan da siliyorum, kontrol edecekmiş. Bye”

     Bu mesajı okuduğumda kahkaha attım resmen. 3 yıllık arkadaşlığı bir çırpıda bitirebilecek biriyle dostluk kurmuştum. Hiçbir şey de yapmamıştım. Ne oldu birdenbire, ne değişti? Kızdım, ama kendime. Salaklığıma. Ben onun için ne fedakârlıklar yapmıştım. Ödül de buydu. Ben de onu msnden, telefonumdan, Facebook’tan ve hayatımdan sildim.Benim için N diye biri yok artık. Bunu ortak arkadaşlarımıza anlattığımda hepsi şaşırdı. Hiçbir şey yapmadığım halde, 1,5 yıldır zaten adam akıllı görüşmediğimiz halde ilişkilerinde nasıl bu kadar büyük sorun olabildiğimi düşünüp durdum.

     Açıkçası umurumda değil. Ortada hiçbir şey yokken bir insan benle konuşmak istemiyorsa defolup gitsin hayatımdan. “Canım ya ne yaptım ben, ne olur gitme, köpeğin olayım” tarzında hiçbir şey demem. Eyvallah der hayatıma devam ederim. Şimdi son senemiz bizim. Okul başladığında N’yi ve kabız sevgilisini göreceğim. Yanıma gelip özür dilerse, tekrar arkadaş olmak isterse de geri çevireceğim. Çünkü böyle dönek insanlara hayatımda yer vermiyorum. Ne kadar yakın olsalar da bana. Ve son sözüm de size. Sakın ha sakın, hayatınızda N gibi insanlar olmasın. Onları aranıza almayın. Besleyip büyüttüğünüz dostluğun böyle boktan bir şey yüzünden bitmesini gülmekle şaşırmak arasında seyrederseniz yoksa. 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Pretty Little Liars: Sırları olan bir kıza asla güvenme.

Türkçe’ye Sevimli Küçük Yalancılar olarak çevrilen Sara Shepard’ın bu güzel serisinde şu anda 11 tane kitap bulunmakta. 12. kitap 1 Haziran 2012’de raflarda olacak. Ama ben 2 sezondur yayında olan dizisi hakkında yazacağım. Pretty Little Liars (Bundan sonra kısaltmaya gidip PLL diye bahsedeceğim) içindeki gizlilikleri çok ustacak kullanan bir gizem/gençlik dizisi.      Aslında dizimizin çok basit bir konusu var. 5 kişilik arkadaş grubunun lideri olan Alison DiLaurentis ani bir şekilde ortadan kaybolur. Bu olaydan bir sene sonra (kitapta bu süre aslında 3 senedir) geride kalan 4 kızımızı, yani bebeğim Spencer, Emily, Hanna ve Aria sms’ler almaya başlarla. Hem de A isimli biri tarafında.      Dizi bunun üzerinden ilerliyor kısaca. Tabi bu arada dağılan grubun yeniden bir araya gelmesi, A’nin kim olduğunu öğrenme çabaları, beyin fırtınaları, aşklar, ihtiraslar ve sorular, sırlar, sorular, sırlar, sorular, sırlar.. A kim? Kızlardan ne istiyor? Alison ölmedi mi? Sadece onun bildiği sı…