Ana içeriğe atla

Personal Taste: Elde edememenin komik tarafı..


Son Ye Jin (Park Gae In)
Lee Min Ho (Jeon Jin-ho)   
Kim Ji Suk (Han Chang Ryul)
Wang Ji Hye (Kim In Hee)
ve favorim
Seung-yong Ryoo (Müdür Choi) 


     Uzakdoğu dizileri ile uzun zamandır haşır neşirim. Son zamanlarda gözümde Japon dizilerinin yerini Kore dizileri aldı. Son çıkan Kore dizilerini geç kalmadan takip etmeye başladım. İşte bu dizi de bu yıl en çok beklediğim dizilerden biriydi. Lee Min Ho'yu Boys Over Flowers'ta izlediğim zaman hiç sevmemiştim. Japon yapımındaki Jun'un yanında Min Ho çok soğuk kalıyordu. Zaten Kore veriyonunu da hiç sevmediğim için diziyi 18'de bıraktım. -Ah Jan Di. Yüzüne yüzüne yumruk atmak istiyorum. Ne nefretlik insansın sen-

     Öhöm öhöm! Neyse diziye geri dönelim. Son Ye Jin ise iyi bir oyuncu. Her ne kadar dizide Jin Ho'dan büyük gösterse de oyunculuğuyla bu durumu kotarıyor. 

     Dizinin konusuna gelecek olursak, elimizde bir tane erkeklerden yana şansı hiç gülmeyen hanım kızımız var. Adı ise: Park Gae In. Kendisi aşık oldu mu anında bağlanan, sevdiği için her şeyi yapan, sevdi mi çocuklaşan biri. Bu durum yüzünden hem erkek arkadaşlarından, hem de hayattan sille tokatlar yiyor. İşte, Gae In'in o zamanki erkek arkadaşı Chang Ryul, kızımızın en yakın arkadaşlarından olan In Hee ile birlikte aynı zamanda. -Boynuzlu Gae In..-

     Hatta Chang Ryul işi o kadar abartmış ki In Hee ile evlenecek. Ama Gae In'e olayların hiç birini söyleyemiyor. Gün geliyor; Chang Hyul ile In Hee evlenirken Gae In düğüne geliyor ve olaylar kopuyor.

     Ana tema bu. Bunun üzerinden dizi ilerliyor. E peki bizim esas kız, esas oğlanla nasıl tanışıyor? Otobüs sayesinde. Evet, otobüs! Bangkok Traffic Love Story'den sonra bu dizide de ulaşım araçlarının önemini gördüm ya, artık kimse beni otobüslerden, tramvaylardan, vapurlardan indiremez! :) 

    Esas oğlan ile kızımız tanışır ve olaylar gelişir. Ama ortada bir sorun vardır. Çeşitli yanlış anlaşılmalar ve Jin Ho'nun kendi sakarlıkları yüzünden Gae In ve arkadaşı Jin Ho'yu gay sanar. 

     Gay arkadaş fantastiktir! Haha, buraları süperdi dizinin. Gay bir arkadaşın oldu mu beraber alışverişe giderseniz, elbiselerin hakkında yorumlar yapar, sana erkekleri anlatır, aynı zevklere sahip olursunuz. Dizi de anlatılan kısımları bunlar. O yüzden kızlar, hemen çevrenize bakın, gay bir arkadaş elde edin! Personal Taste deneyimi yaşayın :)

     Gae In bir arkadaşından daha darbe yiyince evinin satılması söz konusu olur. O sıralar çalışmadığı içinde evine yeni bir kiracı alacaktır. Kiracımız? Tahmin ettiğiniz gibi: Jin Ho! Ama Jin Ho'nun bu eve taşınma amacı başka. Ne olduğunu söylemeyeyim, zira çok spoiler verdim zaten :)



    Böylece Gae In ve Jin Ho aynı evde yaşamaya başlar ve birtakım olaylar başlarına gelir. Ben dizinin 7 bölümünü izledim. Çok beklediğim bir dizi olduğu için ilk bölümü hemen indirip yumulmuştum. İstediğimi bulamayarak masadan hüzünle kalktığımı hatırlarım. Çünkü ilk iki bölüm inanılmaz sıkıcı. Gerçekten çok kötü. Hani dedim kendi kendime "Bu kadar bekledim, böyle bir şey çıktı karşıma. Beklememe değmezmiş" Ama 3. bölümden itirbaren dizi toparlıyor. Sonrada tadından yenmez bir hal alıyor. 

    Sakın bu dizi hakkında sadece ilk iki bölümü izleyip bir kanıya varmayın. Olumsuz düşünürsünüz. Ben size dört bölüm izleyin derim. Zaten sonra bırakayamayacaksınız. İlk iki bölümde çok küfür ettim, çok ah ettim, sonra sanırım senaristlerin kulağına gitmiş olacak ki bunlar düzelttiler kendilerini. Diziyi adam ettiler :)

     Dizinin çekimleri filan çoğu Kore dizisinde olduğu gibi güzel. Çok canlı renkler kullanılmış. Japon dizilerindeki sönük atmosfer yok. Mekanlar güzel, Gae In'in evi zaten tam yazlık gibi! Oturacaksın bahçede elinde bir bardak çayla, gel keyfim gel. Tuttum bu diziyi ben. Önyargılı başlayan ilişkimiz şu an ılık, durgun sularla keyifli bir şekilde ilerliyor :) 



Kısa kısa notlar: 

  • In Hee.. Sen ölsene.. Gerçekten! Ne sinir bozucu bir insansın sen. En yakın arkadaşına neler yaptın bir de utanmadan geri evine geliyorsun. Yüzsüzlüğün ağa babası seni. Bir de Chang Hyul'un babası olacak adi herif. Sen de öl. Cayır cayır yan hatta. Sinirim tepeme çıkıyor seni görünce. Alnının öteki tarafına da bir yara izi ben yapmak istiyorum.

  • En gereksiz karakterler: Şu sürekli "Oppa" diyen kız, sürekli "Hyung" diyen çocuk ve Gae In'in parasını çalan arkadaşı. Üçünüz acayip gereksizsiniz. Japon dizilerindeki üçlü kötü kız grupları bile sizden daha hoş ve eğlenceli..

  • En bomba karakter: Müdür Choi! Kesinlikle bu dizideki favori karakterim. Biraz bu adamdan bahsetmek istiyorum, yazının sonunda müdür ile Jin Ho'nun bir sahnesini yazacağım detaylı. Bu adam varya bu adam, süper bir adam! Hem karizmatik, hem güçlü, hem de karakteri çok sağlam. Çok seviyorum kendisini ve onun için üzülüyorum. -Nedeni ise spoiler, dıt dıt dıt! Söylemek yok-

  • Dizinin müzikleri ayrı güzel. Younha'nın söylediği ana şarkıyı çok seviyorum. Ama benim favori müziğim başka. Yine yazının sonunda bu müzikten de bahsedeceğim. O sahneyle alakalı çünkü. 

  • Dizimiz Lee Sae In'in "Personal Preference" adlı kitabından uyarlanmıştır.  

  • Gae In kızım sözüm sana, pek bir çirkin giyiniyorsun yahu. Üstüne başına özen göster biraz. Dökülüyorsun resmen. Benim görünce şevkim kaçıyor. Jin Ho görünce "erkeklere" daha bir sarılır :D Bak partiye gittiğinde ne güzeldin. Hep öyle tamam mı yavru kuş?

  • Jin Ho, bu sözümde sana. Olur olmaz şeylere önce ters tepki verip, sonrada yapmaya çalışma. İlaç almayacağım diyorsan alma, dur durduğun yerde. Bir dakika sonra arabaya atlayıp ilaç bulmaya gitme. 



Özel kısım

      7. bölümde 44:00'da başlayan bir sahne var 2, 2.5 dakika sürüyor bu sahne ve benim bu dizinin izlediğim bölümler içerisindeki bir numaram dediğim kısım burası. O kadar güzel, o kadar içtendi ki. Sahnede neler oluyor kısaca bahsetmek gerekirse:

     Jin Ho müdür Choi'nin göl kenarındaki evine gidiyor. Beraber gölün kenarına, balık tutmaya iniyorlar. Bu sırada müdür Choi Jin Ho'ya "Hiç aşkını ilan ettin mi?" tarzında bir soru soruyor ve o meşhur, harika, mükemmel müzik giriyor. Hatta konuşmanın tamamı şu şekilde:

***

C: Choi - J: Jin Ho

C: Hiç... aşkınızı ilan ettiniz mi? Çok uzun zaman önce ben bir kez yapmıştım.

J: Ben de birinden hoşlanmıştım.

C: Benimki üniversitedeki alt sınıfımdandı.
 
J: Benimki de.

C: Ne oldu?

J: Sorun bendeydi. "Aşktan" evvel yapmam gereken bir sürü şey vardı.

C: Pişman mısın? 

J: Belki...

C: Benimki de üniversitenin kütüphanesinde part-time çalışıyordu. İstisnasız hergün kütüphaneye gidiyordum.
Sonrasında, duygularımı itiraf ettim. Çok uzun sürmedi, ama birbirimize âşıktık. Sonra ayrıIdık. Kısa bir hikâye, değil mi?

J: Neden ayrıIdınız?

C: Benim sevgim onun için zehir gibiydi. Bu yüzden "ayrıIığı" ilk ben önerdim. Geçen sana verdiğim mendil ondan aldığım tek hediyeydi.

J: Böyle değerli bir hediyeyi siz, neden...

C: Senin de söylediğin gibi, böylece arkadaş olabilirdik.


****
     Bu konuşma benim 7 bölümdeki favori sahnem işte. Bunda tabi arka fonda çalan harika müziğinde etkisi var. Müzikten bahsetmek gerekirse, dizinin soundtrack albümünde yok. Evet yok! Şaka gibi bir olay. Dört gündür bu müziği arıyorum ve bulamıyorum. (Bir bilen, gören, duyan varsa eğer şu müziği bu garibana da yollayın) Belki 2. soundtrack albümünün içinde yer alır. Bekliyorum ben deli gibi. İnsanın bam teline dokunan müziklerden biri. Telefon melodim yapacağım, ev telefonundan sürekli kendimi arayacağım :) O derece sevdim, düşünün. Aşık oldum, vuruldum, tek taraflı takılıyorum, 7. bölümü sırf o müzik ve sahne için silmedim.

     Personal Taste yazımızın sonuna gelmiş bulunmaktayız. Yazının uzun olacağını biliyorum ama sadece 7 bölümünü izlediğim bir dizi için kendimi aştığımı düşünüyorum. Bu diziyi izleyen bir sürü kişi var biliyorum. Peki siz ne yapacağınızı biliyor musunuz? -Bence biliyorsunuz ;)-

     Bol bol bu dizi hakkında konuşalım, yazacak şey daha çok çünkü. En kısa zamanda kalan bölümler izlenmeli.. 

PmS: Müziği hala arıyorum, bu gecede internetin derinliklerine doğru uzun bir yolculuk beni bekliyor sanırım. Taktım mı takarım, kurtuluş yok!

PmS!!: Dizimiz 5 ülke tarafından sarın alınmış. Şu linkte okudum haberi.
Hangi kanalın alındığı bilinmiyor ama büyük ihtimalle TRT'dir.
ÇOk güzel bir haber bu. Benim şu an tek istediğim bu dizinin sansüre uğramaması.
Çünkü TRT kafa yapısını az çok biliyoruz. Bu dizideki sahneleri keserse bir anlamı kalmaz, yazık olur.
Zaten sansüre uğrarsa dizi ilk işim ikayet mektubu yazmak olacak.
Personal Taste'i Türkçe seyretmek ayrı bir keyif olacak bizim için.
Hayranlarına duyrulur! :)

PmS!!!: Yoon Eun Hye'nin konuk olduğu 8. bölümde biz izleyenlere çok hoş bir sürpriz yapıldı. Ben bu ince davranışı, güzel ayrıntıyı çok hoş buldum. Geçmişe gittim bir an, en sevdiğim diziyi izlediğim zamana.. 

Eun Hye'nin içecek içtiği bardaktaki logo Coffee Prince logosu. Küçük bir ayrıntı ama çok mutlu oldum ben. Hemen sizle de paylaşmak istedim.


***

Lee; Uzakdoğu manyağı, 
Lee Min Ho'nun bu dizideki saçını kıskanan insan, 
Müdür Choi'yi favori seçmiş kişi, 
Personal Taste izleyerek zevkini konuşturmuş yegana guru, 
Ye Jin'e İstanbul'dan elbiseler yollamayı düşünen hayırsever kişilik..

    

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Pretty Little Liars: Sırları olan bir kıza asla güvenme.

Türkçe’ye Sevimli Küçük Yalancılar olarak çevrilen Sara Shepard’ın bu güzel serisinde şu anda 11 tane kitap bulunmakta. 12. kitap 1 Haziran 2012’de raflarda olacak. Ama ben 2 sezondur yayında olan dizisi hakkında yazacağım. Pretty Little Liars (Bundan sonra kısaltmaya gidip PLL diye bahsedeceğim) içindeki gizlilikleri çok ustacak kullanan bir gizem/gençlik dizisi.      Aslında dizimizin çok basit bir konusu var. 5 kişilik arkadaş grubunun lideri olan Alison DiLaurentis ani bir şekilde ortadan kaybolur. Bu olaydan bir sene sonra (kitapta bu süre aslında 3 senedir) geride kalan 4 kızımızı, yani bebeğim Spencer, Emily, Hanna ve Aria sms’ler almaya başlarla. Hem de A isimli biri tarafında.      Dizi bunun üzerinden ilerliyor kısaca. Tabi bu arada dağılan grubun yeniden bir araya gelmesi, A’nin kim olduğunu öğrenme çabaları, beyin fırtınaları, aşklar, ihtiraslar ve sorular, sırlar, sorular, sırlar, sorular, sırlar.. A kim? Kızlardan ne istiyor? Alison ölmedi mi? Sadece onun bildiği sı…