Ana içeriğe atla

Burkina faso fiso - Mayıs '10

     Şimdi ben böyle konsept tarzı yazılar yazacağım zaman hayatta isim bulamam. İşte sonuç: Anca yukarıdaki gibi bir şey çıktı. Diyeceğim şudur ki, bundan sonra bu başlığı görürseniz eğer aklıma gelen şeyleri maddelediğim ilginç ve eğlendirici yazılar var içinde. Cips, kola, çikolata tedarik edin ve okumaya başlayın. Daha keyifli oluyor lan. 


Hadi başlayalım artık;



     Eurovision'un 2. yarın finalini izleyemedim. O gün iki sınavım olduğu için eve geldiğim gibi uyumuştum. Bütün suç okulun! Sen sabahın 10'unda sınav yap, sonra diğer sınav 3'te olsun. Bekle, bekle öldüm. İçimdeki ses uyku diye diye beynimi kemirdi resmen. Zaten bizim robocop mu desem power rangers mı desem, emin olamadım, kaskı düşmüş. Aha, şaka gibi. Karı bi de kafasına geri takıyor, iki saniye sonra çıkarıyor. Türk robotları sağlam değilmiş. Dökülüyorlar!

    
     Bu Ermenistan'ın şarkısını utanarak beğeniyorum. Kadın Malatya hasretiyle geberiyor olsada iyi dile getirmiş. Geri verin filan diyorda şarkı da, bizde meşhur biz sözümüzü diyelim: Babayı alırsınız!



     Bu yazı Eurovision yazısı olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Kendimi durduramıyorum. Almanya hala favorim. Lena'ya evlenme teklif edeceğim. Kendine o kadar bağladı taa Oslo'lardan. Nasıl bir çekicilik, nasıl bir etkilemeyse artık. Günaha sokacak beni bu Lena!



     Gokusen izlemeye başladım. Yankumi sen harikasın. Matsumoto Jun'un saçlar ne komik öyle aha. Oguri Shun'un da öyle. Güzel gidiyor dizi. Tavsiye ederim. Dizide favorim Tetsu benim. Prenses, prenses.. Süper! :)



     Yiyecek alışverişlerini ne kadar seviyorsam, giysi alışverişlerinden de bir o kadar nefret ediyorum. Bütün bir süper marketi satın alabilirim, onlarca poşeti tek başıma çıkarıtıım, gıkım çıkmaz ama bir pantolonu kabinde denemek cehennem azabı gibi bir şeydir benim için. Artı o satış elemanlarına da kılım. Etmeyin yardım filan. Bakıyorum sadece dediğim halde üç kere yardımcı olayım demek, işini iyi yapıyorsun anlamına değil, embesil olduğun anlamına gelir.




     Televizyondaki 118 zart zurt, 118 bilmem ne gibi olan numaraların reklamları ne salakça. Bu reklamları yapanlar sanırım "reklamın iyisi kötümüz olmaz" cümlesini başka bir yerlerinden anlamışlar. Bu numaramaları ben sadece reklamlarının ne kadar berbat olduklarını söylemek için ararım. Benim gibi düşünün 100 bin kişide bulabilirim. Upss! Facebook değil lan burası. Blog, blog :)




     Saç bantlarına karşı zaafım var. Bir kızın saç bandı taktığını gördüğüm anda o kişi gözüme güzel gözükmeye başlıyor. Enteresan bir durum! Hiçbir kız öğrenmemeli bu zaafımı. Ama nedense bizimkilerin çoğu saç bandı filan takmaz. Zaten onların zevkli olduğunu kim söyledi ki?




      Ulan-batur diye başkent ismi mi olur? Batur diye tanıdığım biri vardı. Salak salak arkadaşları ulan Batur ne biçim insansın tarzından şeyler derdi ona. Bir de Moğolistan. İngilizce Mongolia. Mongol'u hakaret olarakta kullanıyorlar. Ülkenin ne başkentinde hayır var, ne de adında. Bir de biri eski komünist, biri de hala komünist iki dev ülke arasında sıkışıp kalmış. Dünyanın en şanssız ülkesi Moğolistan'dır. İlan ediyorum.




     Dün ramen yemek için Taksim'e gittik. Nasıl saldırdığımı hatırlamıyorum. Yedikçe yiyesim geldi. Annem görse "Kuru fasulyeye hiç öyle saldırdığını görmedim. İyice Japon oldun çıktın" derdi kesin. Japonya ile ilgili bazı şeyleri bir Japon'dan bile iyi bilirim. Bu kadar da iddialıyım. Üstümde yukata varken yazıyorum zaten bu yazıyı :)




     Gong Yoo'nun artık yeni dizisinin gelmesini istiyorum. Film çekecek ama yetmez. Dizi lazım! Zettai Kareshi'nin Kore versiyonunda oynayacak demişlerdi ama daha bir kesinlik yok. Umarım oynamaz çünkü ben ZK'i izledim. Özgün bir yapımda oynamasını istiyorum. O kadar bekledim adamı, değsin lan!



     Starbucks'tan nefret ediyorum. Beni oraya sokmaya çalışan Batu ve Tolga'ya da bir çift sözüm var: Girmem oğlum! Starbucks'a olan kinim ben tabuta girene kadar devam edecek. Benle konuşmaya çalışan birinin elinde Starbucks'tan herhangi bir şey görürsem ileride görmezden geleceğim o kişiyi. Bunu yapmak istiyorum.



Aklımda daha çok şey var ama şimdilik yeter. Sabahın yedisinde anca bunlar çıkıyor. Hem siz 5 dakikaya okurken, ben ne kadar zaman harcıyorum yazmak için. Yaa!


Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Pretty Little Liars: Sırları olan bir kıza asla güvenme.

Türkçe’ye Sevimli Küçük Yalancılar olarak çevrilen Sara Shepard’ın bu güzel serisinde şu anda 11 tane kitap bulunmakta. 12. kitap 1 Haziran 2012’de raflarda olacak. Ama ben 2 sezondur yayında olan dizisi hakkında yazacağım. Pretty Little Liars (Bundan sonra kısaltmaya gidip PLL diye bahsedeceğim) içindeki gizlilikleri çok ustacak kullanan bir gizem/gençlik dizisi.      Aslında dizimizin çok basit bir konusu var. 5 kişilik arkadaş grubunun lideri olan Alison DiLaurentis ani bir şekilde ortadan kaybolur. Bu olaydan bir sene sonra (kitapta bu süre aslında 3 senedir) geride kalan 4 kızımızı, yani bebeğim Spencer, Emily, Hanna ve Aria sms’ler almaya başlarla. Hem de A isimli biri tarafında.      Dizi bunun üzerinden ilerliyor kısaca. Tabi bu arada dağılan grubun yeniden bir araya gelmesi, A’nin kim olduğunu öğrenme çabaları, beyin fırtınaları, aşklar, ihtiraslar ve sorular, sırlar, sorular, sırlar, sorular, sırlar.. A kim? Kızlardan ne istiyor? Alison ölmedi mi? Sadece onun bildiği sı…