Ana içeriğe atla

Bu benim dünyam!



Blog macerama Milliyet Blog ile başlamıştım. Orada kendi halinde takılan, ne tasarım, ne dizayn derdi olan bir insandım.

Gün geldi kabuğuma sığmadığımı hissettim ve kendimi Tumblr'da buldum. Dejavu hissi oluştu anında. Yine tasarım, yine dizayn derdi yoktu ve ben beyaz sade arka fonda güzel güzel yazıyordum.

Tumblr iyi hoş ama Türkiye'de daha pek bilinmiyor. Artı yorum olayı bile yok. O derece sade bir yer yani. Benim gibi uzun yazmayı sevenler ya da yorumlaşmak, gerektiğinde fikir alışverişinde bulunup tartışmak isteyenler için ideal bir yer değil.
Ben de bütün bunları yapabilmek için sonunda tasarım, dizayn filan demeden Blogger'a geçtim. :)

Buraya kadar olan yazı benim uzunnn(!) blog maceramdı. Şimdi ise biraz kendimden ve benim dünyamdam bahsedeyim.  

Canı sıkılan 20 yaşındaki Gazetecilik öğrencisi anime, film ve dizi dünyasından sonunda kendini kurtarıp blog dünyasına hapsolmayı ister. Yazmak, fikirlerde bulunmak, ortak yönleri bulunan kişileri okumak, eğlenmek, kızmak, öğrenmek, yeri geldi mi eleştirmek ister. E malum dünyada bloggerların son dönemde önemi oldukça arttı. Hatırı sayılır blog birikti. Bu insanlar arasında yerini almak için kendini hazır hisseden öğrenci sonunda işe koyuldu.  Burası da diğerlerinden sıyrılıp özgün olmak için doğan bir bebek şu anda. Büyüyecek, büyüteceğiz.

Kafama ne eserse yazacağım. O an izlediğim film de olabilir bu, sokakta yaşadığım ilginç bir olayda. Yeri geldi mi gündeme ve magazine dalacağız, yeri geldi mi de kitaplar hakkında felsefik şeylerden bile bahsedeceğiz. Twitter geyikleri de olacak, melankoliye de bağlayacağız.

Özel hayatın en derin sırlarına da gireceğiz, yumruğu mu masaya vurup bu ne böyle be! bile diyebileceğiz :)

Açıkmış, mahremmiş :), ayıpmış yok. Bütün çıplaklık, gerçekçilik ve samimiyet burada olacak. (Sloganvari oldu biraz. İdare edin!)

En olmadı baktım gitmiyor, yerinde sayıklıyor; ben de o zaman kendi halimde takılırım burada. Zaten Tumblr'dan da doçentliğim var.

İlk yazılar her zaman eksik olur. Kafamda şu anda bin türlü tilki gezsede gece 4'te bu yazıyı yazdığım için bir sürü eksik kalan nokta var. Zamanla arayı kapatıp dolduracağız.

Duymadığın, görmediğin, belki hiç ilgini bile çekmeyecek konularda yazılar okumaya hazır ol! Gardını al, bileğini bük, gözlerini kıs ve okumaya BAŞLA!

Benim dünyama hoşgeldiniz! :) 

Beğendiyseniz blogu sağ taraftaki "İzleyiciler" kısmından takip edebilirsiniz. 

PmS: "Ajda ile mi bitirmeliydim acaba?"
"Klişe olurdu ama"
"Olsun ne olacakki? Hem sen ne anlarsın"
"Kapat, kapat! Başlama gece gece daha ilk yazıdan.."


Küçük, fantastik, biraz çekik, olabildiğince samimi ve gerçekçiliğin kazandırdığı bir dünya seni bekliyor!


PmS!!: Önce bazı yazılarımı buraya aktaracağım, ondan sonra yeni yeni yazılar gelmeye başlayacak. Merakla bekle, bekleme! Sonuçta her şey kendim için :) 

*Narsistlik oldu biraz*, 

*Salla* 

...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Pretty Little Liars: Sırları olan bir kıza asla güvenme.

Türkçe’ye Sevimli Küçük Yalancılar olarak çevrilen Sara Shepard’ın bu güzel serisinde şu anda 11 tane kitap bulunmakta. 12. kitap 1 Haziran 2012’de raflarda olacak. Ama ben 2 sezondur yayında olan dizisi hakkında yazacağım. Pretty Little Liars (Bundan sonra kısaltmaya gidip PLL diye bahsedeceğim) içindeki gizlilikleri çok ustacak kullanan bir gizem/gençlik dizisi.      Aslında dizimizin çok basit bir konusu var. 5 kişilik arkadaş grubunun lideri olan Alison DiLaurentis ani bir şekilde ortadan kaybolur. Bu olaydan bir sene sonra (kitapta bu süre aslında 3 senedir) geride kalan 4 kızımızı, yani bebeğim Spencer, Emily, Hanna ve Aria sms’ler almaya başlarla. Hem de A isimli biri tarafında.      Dizi bunun üzerinden ilerliyor kısaca. Tabi bu arada dağılan grubun yeniden bir araya gelmesi, A’nin kim olduğunu öğrenme çabaları, beyin fırtınaları, aşklar, ihtiraslar ve sorular, sırlar, sorular, sırlar, sorular, sırlar.. A kim? Kızlardan ne istiyor? Alison ölmedi mi? Sadece onun bildiği sı…