Ana içeriğe atla

Aklıma takılanlar, abuk düşünceler, bana özel cümleler..


     Şimdi doğal olarak "bu başlığa bu fotoğraf ne alaka?" diye sorabilirsiniz. Beğendim, paylaşmak istedim, bakın nasıl yaratıcı şeyler buluyorum diye gözünüze gözünüze sokmaktı bütün amacım. İyi yapmış mıyım?

     Başlıkta da belirttiğim gibi bundan sonra düşündüğüm bazı konseptlerin ilk halkası bu. Arada bu tarz yazılar yazacağım, engin bilgilerimi genç neferlere aktaracağım, düşüncelerimi paylaşıp sizlere "yol" göstereceğim. Kendim bile bunları yazdığıma şu an inanmıyorum ama siz beni boşverin. Düşüncelerimi önemseyin.

     Twitter'la başlayalım. Son zamanlarda Twitter'dan soğuyan bendeniz geri dönüş yaptı. Profilden profile yazılanları okuyarak ünlü insanların ne derece saçmalayacaklarını hesaplamaya çalışıyorum. Hergün ayrı bir pot kıran ünlümüz çok. Biliyorsunuz önceden Unkapanı'ndan geçen ünlü oluyordu şimdik ise İstikbal'den Yataş'tan geçen ünlü oluyor. O yüzden "ünlüsü" bol bir ülkeyiz. 

    Benim bu saçmalama olaylarında 2 tane favorim var. Bunlar neler derseniz hemen yazayım:

Başak Sayan: "Türkiye bunu ikinci kez yaşayacak. İlk geçiş birçok devrimin yapıldığı 1927 yılındadır. Harf devrimi ve mekkelerin kapatılması bu yüzdendir"

     Nasıl naif, nasıl güzel değil mi?  Mekkelerden sonra sıra Medinelere gelecek mi diye sorarak iğrenç espri hakkımı da doldurmak istiyorum. 

2. favorim ise çok kısa bir tvit:
 



     Çok ilginç bir yazıydı mesela bu. Asıl favori bu. Bombastik bir şey! 140 karakteri ahahahalar ile dolduracak sanmıştım bir an. Evlerden ırak diyoruz, Ayşe'yi geri dönüşüme yolluyoruz. Ya da bizden önce birileri yolladı, dönüşerek Amerika'da Kim Kardashian olarak geri geldi. Çok benziyorlar. İlginç!

     Twitter faslı buraya kadar. Takvim'in Saklambaç ekinin arka sayfasında kocaman Twitter'da olan bir olayla ilgili haber gördükten sonra bu siteden hem korkar oldum, hem de kolay habercilik anlayışıyla bazı "kısıtlı" gazetecilerin işlerini kolaylarlaştırdığı için tedirgin.

*** 
 Nostalji yapalım biraz.

     Beyazıt Meydanı'ndaki hummalı çalışma sonunda bitti. Otobüs duraklarının yeri değişti. Söküldü, oturma yerleri falan konuldu. Zaten tam meydanın orta yerine otobüs durağı yapmakta Türk aklına sahip birinden beklenecek bir davranıştı. 

     Artık yayaların hoplayıp zıplayacağı, soluklanıp o meşhur koca siyah poşetlerini bırakıp dinlenebilecekleri betondan bir mesire yerleri oldu. Ahır kadar bir yer. Eminim orası hakkında da planları vardır. Arabaların "U" dönüşü yapacakları yer de 15 metre gerideki ışıklar oldu. aman ne büyük yenilik! Devrim niteliğinde böyle. İnsanlar nasıl kutlama yapacağız diye kara kara düşünmekte. Böyle süper bir yeniliğe harika bir kutlama yakışır zira.

     Trafik derdine son! Güllük gülistanlık yollar. Bir de çimenlerde para isteyen dilencileri kontrol etseler keşke. Daha bugün turistin birine yapıştı genç biri.  

***

     Trafik ışıklarının olduğu yerlerde nostaljik hatıralarımızda yer alan -bir nostaljidir gidiyorum bugün, hayrolsun- cam silen "aileler" geri geldi. Camı Silerim, Paramı İsterim: Klon Savaşları. Her gördüğü arabanın camına oyuncağa atlayan çocuklar gibi atlayan bu kişiler trafik için bir risk! Kendileri içinde öyle! Orası trafik ışıklarının olduğu yer olabilir ama burası da Türkiye! Işıkları takan kişi sayısında ciddi bir muamma olabilir. Kısaca, kontrol edilsin, sonuçta can bu! Gitti mi gelmez geri.

     Bir de neden cam silme diye sormak istiyorum. Ve neden roman vatandaşlarımız yapıyor hep? Onlarla mı özdeşlemiş bu "meslek" dalı? Ananı da al git'in çiftçilerle özdeşleşmesi gibi bir şey olsa gerek. Cam silme dendi mi akla onlar geliyor.  

*** 
     Bugün bir arkadaşımı diğer kişilerin sevmediğini öğrendim. Türlü insanların denyoluklarına katlanan ben onların bu halini anlıyorum. Çocukta çok sinir bozabiliyordu bazen! Hepinizin vardır böyle "kaçık" arkadaşları? İçinizden bir siktir git be dediğiniz kişiler? Di mi?

      Ve sözüm size.. 

  • Otobüste 8-9 yaşındaki çocuğu boş koltuğa oturtup kendinden büyük kadınların ayakta yolculuk yapmasını sağlayanlar. Aklınız nerede sizin? Hoşgörü nerede, insanlık nerede? O koca kıçlarınız zaten yetrince yer kaplarken, bir de çocuğunuza "business class"ta yolculup yaptırma hakkını nereden buluyorsunuz? Hem de para bile vermeden!
  • İnşaatın yanında simit satan amca bari sen yapma! Tamam ekmek parası için bir şeyler yapıyorsun ama inşaat yanı da seçilebilecek en yanlış yer. Zaten açık alanda yiyecek satmak yeterince kötü, bir de toz bulutu içinde onları satıp para kazanıyorken, başkalarına hastane masrafı çıkartma be amcam :)
  • Adım başı kıraathane ve dönerci görmekten bıktım. "Biz abarttık ama dönerle okeyi kabarttık"ta yeni sloganınız olsun.
  • Bizim burada bir iddaa bayi var. Ne zaman önünden geçecek olsam dolu. Dışarı taşıyor hep. Ayrıca hepsi sap -evet böyle kelimelerde kullanıyorum. Daha bunlar neki, neler neler duyacaksınız- 2 sokak ötede ise muhtarlığın kütüphanesi var. Ve ne zamanda oranın önünden geçsem, orası hep boş. İstisnasız bir iki ilkokul öğrencisi dışında kimse yok. Şimdi bu ironinin allahını, xl bedeni mi, nesi? 
  • Yeni akbilleri anca çıkartan İETT. İlk kez akbil alan o kadar insanın aylarca fazla para ödemesinin borcunu nasıl ödeceyeceksin? O insanların bütün bedduaları üzerinizde olsun e mi?
  • Yine İETT. Manyetik akbil çıkartmak yeni mi aklına geldi? Yıllardır Bursa'da bu uygulama var. Bugün okulda bir çocuk deri cüzdanını gösterdi. Sanki parmak basılmış gibi iz var. Oturunca kıça nasıl batıyordu o akbiller haberin var mı? Her sene akbilleri değiştirerek kazandığınız paralar ve o senenin akbilleri kaçsın bir yerinize..
  • Son olarakta Dr. Oetker. Seviyorum seni! Canımsın benim. Ne kıvamlı, ne tatlı, ne mutluluk verici bir şeysin sen öyle. Liz Lemon'ın boğa spermi içeren Meksika cipsini sevdiği kadar bağlıyım sana. Hep böyle ol tamam? Hadi öptüm kib by.
  • Yazıyı da şöyle bitireyim -Nostaljinin yanında sloganlarıyla da anılacak bu yazı. Kesinleşmiştir!-

Okuyorum, çünkü Metropol Günlüğü! 

:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …